Sayfalar

Horror etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Horror etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2014 Salı

The Roommate


Yapım : 2011
Tür: Drama / Horror / Thriller
İMDb Puanı : 4,8
Queen's Review : 5 / 10

Aslen beğendim.Ancak fragmanını izlerken daha gergin bir film olacağını düşünmüştüm ne yalan söyleyeyim.Pek de gerilmedin yahut heyecanlanmadım ben.

Biraz acıklı bir filmdi bence.Kızın adına üzüldüm.Aslında ikisinin adına da.Biri hasta bir kız ve anladığım kadarıyla arkadaşsız,diğeri de popüler ve oldukça güzel bir kız ancak çok talihsiz.En azından oda arkadaşı konusunda.Düşünsenize,o kadar insanın içinden sana pisikopat düşsün! :D

Yani kısaca konusuna geçmeden evvel diyebilirim ki izlemesi eğlenceli bir filmdi.Belki korkup gerilmeyebilirsiniz ama keyifli bir zaman geçireceğinize eminim.

Yeni üniversiteye başlayan Sara yeni oda arkadaşı Rebecca ile tanışır ve onun oldukça zengin ve aslen iyi bir kız olduğunu düşünür.İkisi yalnızken epey eğlenirler ancak Sara yeni arkadaşlar edindikçe Rebecca tuhaflaşır.

Hatta diğer arkadaşlarından Rebrecca'nın onları tehdit ettiği bile kulağına gelir.Ancak sorduğunda Rebecca çok doğal davranır ve yalan söylediklerini söyler.Sara ona inanır ve konuyu kapatır ve hayatının hatasını yapar bir nevi.
Yalnızca yeni arkadaşlar değil aynı zamanda bir erkek arkadaş da edinen Sara artık iyice sosyalleye başlamıştır ve Rebecca bundan hiç memnun değildir.

Aslen konudan evvel karakterleri biraz anlatmam gerekirdi ancak şimdi anlatsam da olur diye düşünüyorum :)

Sara'nın ablası ölmüştür.Ondan ve diğer herşeyden uzaklaşmak için ULA'e başvurmuştur.Hemen öncesinde erkek arkadaşından ayrılması da bir etkendir tabi.Tüm bunlarla beraber Sara bir nevi evden uzaklaşma gereği duyan biri haline gelmiştir.

Rebecca ise tabiri caizse para içinde yüzen bir kızdır.Ancak pisikolojik olarak rahatsız bir kızdır.Tüm hayatı oyunca kendisini hep tek bir kişiye adama üzerine kurulu arkadaşlıklar yaşamış ve dolayısıyla da karşı tarafı ürkütüp kendinden daima kaçıran taraf olmuştur.
ULA'a geldiğinde oda arkadaşının arkadaş canlısı tavırlarından çok hoşlanır ve her zaman yaptığı gibi onu benimser ve yalnızca kendisinin olsun ister.

Bence burada çok yalnız kalmış bir kızın dramasını da izlemiş oluyoruz.Evet bunu doğal ol
arak kimse anlamıyor filmde,en azındna o gözle bakmıyorlar,ancak bence öyle...

Filme tek eleştirim şudur: "Kediciği neden öldürttünüz yahu?!! Sokağa da salabilirdi yani :("
:( Unutulmayacaksın :(

İzlemesi keyifli bir film.Kedili kısım hariç!

İzlemezseniz çok şey kaçırırsınız diyebileceğim bir film olmasa da izlemenizi tavsiye edebileceğim katagoriye giren filmlerden oldu...

Sara'nın bu şapkasınına bayıldım ya.Kendime de alayım diye çok aradım ancak henüz bulabilmiş değilim. :(

Fright Night 2 : New Blood


Yapım : 2013
Tür: Comedy / Horror / Thriller
İMDb Puanı : 4,2

Queen's Review : 3 / 10


Kesinlikle ilk filminin yanından bile geçmiyor!

Büyük bir beklentiyle başladım ve elimde patladı.Filme neredeyse resmi olarak berbat diyebilirim.

Oyuncular hiç olmamış (Kontes Dracula hariç) hiçbirini sevemedim.Bir filmde de ana karakterlerden hoşlanmayınca koca film anlamını yitirir biliyorsunuz ki.

Konusunu falan anlatayım diyeceğim ama inanın konusuyla filmin kalitesi arasında dağlar yollar var.

Öncelikle bu filmde Draculayı izliyoruz.Ancak Kont Dracula değil de Kontes Dracula...

Filmimiz Romanya'da geçiyor.Üniversitede profesör olan Gerri Dandridge aslında Kontes Dracula'dır.Üniversite için gelen bir grup lise öğrencisi içinden Charley Kontes'in birini öldürüşüne şahit olur ve sonraları bir çok şeye ve Kontes tarafından fark edilir.

Charley'nin oda arkadaşı olan "Evil" Ed'e her şeyi anlatır ve Ed'de vampirler konusunda oldukça bilgilidir.En sevdiği program Fright Night'dır.Programın sunucusu da yeni bölüm çekimi için ülkede olduğunu öğrenirler ve ona yardıma giderler.

Charley'nin küs olduğu sevgilisi de işin içine girer ve bir şekilde işler karışır.AslenKontes yıllar boyunca onu gün ışığına çıkarabilecek olan bakire'yi aramaktadır.Şöyle ki ; Kontes Dracula'nın gün ışığına çıkmasını salayacak bir bakire kız vardır ancak onu yıllardır arayan Kontes milyarlarca insan öldürmüş ancak o kızı bulamamıştır.Yüz yıllar boyunca genç kalmak için insan kanını kullanan Kontes sonunda o bakireyi bulur ancak işler bundan daha karışıktır.Gün ışığında yürüyebilmesi için yalnızca bakire yetmeyecektir.

Ah...Bazen filmlerin konularını anlatırken onları olduklarından daha çekici hale getirdiğimi düşünüyorum. :D

İnanın konusu kadar ilgi çekici bir film yapmış olsalardı eminim film kat be kat güzel olurdu.Yani bir insan bir konuyu bu kadar kötü bir şekilde senaryolaştırır.Senarist Matt Vanne , duy sesimi! Yani bundan daha kötüsü olamazdı.

Görüntüler hoş değil,karakterler resmen geçiştirilerek yazılmış,konunun gidişatını takip edemiyorsunuz.Bence kesinlikle boşa emek ve bütçe harcanan bir film olmuş.Bazen bu paraları bir hayır kurumuna bağışlasalar daha yerinde olurdu diye düşündüğüm filmler oluyor malesef bu da onlardan biri.


Halbuki ilk film ne kadar da güzeldi.Yazık.Seriye hakaret oluyor yav.Güzel bir şekilde yapamayacaksınız hiç yapmayın arkadaşım yahu,bırakın seri olmasınitek kalsın.Güzel kalsın...


17 Ocak 2014 Cuma

I Spit On Your Grave

Yapım : 2010
Tür: Crime / Horror / Thriller
İMDb Puanı : 6,3
Queen's Review : 10 / 6


Bu film serinin ilk filmi.İlk izlediğim zaman çok beğenmiş ve hemen ikincisini izlemeye koyulmuştum.Ancak ikincisi o kadar güzeldi ki,ilkini gölgede bıraktı.

O açıdan bu filmi ilk izleyenlerden biraz daha farklı gözle bakıyorum bu filme ve karşılaştırmadan duramıyorum devam filmi ile.

Beynimi biraz rahatlatıp tarafsız bir şekilde eleştirmeye çalışacağım.Öncelikle başrol Jennifer Hills'i canlandıran aktrist çok güzel bir bayan.Sarah Butler.Filmdeki rol yeteneğini çok çok beğenmesem de (karşılaştırmadan edemiyorum arkadaş! 2. filmdeki kızı hatırladıkça bu çocuk oyuncağı gibi geliyor.) güzel bir filmdi.Zevk aldım izlerken.Gerilimi bol,hatta bir yerde tırnak yediğimi fark ettim.
"Such a clishé!"

Konusu ise kısaca,Jennifer bir yazardır.Kendine ormanda uzak bir ev tutar.Ancak yolda benzin almak için durduğunda 3 adamla karşılaşır ve bir tanesi onunla flört etmeye kalktığında çocukla dalga geçer ve oradan ayrılır.Gölün kenarında,güzel ve sessiz bir ev ortamı eşliğinde yazmaya başlar.Evde bazı tamir işleri çıkar ve bir tamirci çağırır.Gelen çocuk bir nevi engelli bir çocuktur.Ve yardımları için onu öper.Ancak bu çocuk,Matthew,aslında kızın eve gelirken karşılaştığı o üç adamın,Johnny,Stanly ve Andy,arkadaşıdır.Onlara Jennifer'ın kendisini öptüğünü söyler ve flört girişimine red yemiş olan Johnny ile arkadaşları dalga geçerler.Sinirlenip kızın evine girmeye karar verdiklerinde de iş değişir.

Jennifer neye uğradığını şaşırır ve tecavüze uğrar.Kaçmaya çalışır ormanda iki adama rastlar.Bunlardan biri kasabanın şerifidir.Ancak bu şerif ,şerif Storch,diğerleri gibi değildir malesef.Ve kızı geri getirir.Kız tecavüze uğramaya devam eder ve en sonunda onlar onu öldüremeden kaçar.Sonra intikam için geri döner.

 Film güzeldi.Ancak biraz clishé idi malesef.Ancak izlemesi keyifli bir gerilim filmi olabilir kesinlikle.

Çünkü heyecan veren ve gerçekten gözünüzü ekrandan ayıramadığınız sahneleri var.

Tavsiyemdir...

I Spit On Your Grave 2

Yapım : 2013
Tür: Crime / Horror / Thriller
İMDb Puanı :5,6
Queen's Review : 10 /10 

Bence türünün en iyilerinden olan bir filmdi.Başrolü canlandıran aktrist Jemma Dallender mükemmel bir performans sergilemiş.Bu filmden önce kendisini hiç izlememiş olsam da,bu filmdeki performansı kendisinin hayranı olmama yetti.
 Şahsen film ve dizilerdeki ağlama sahnelerinin inandırıcılığınun başarı oranının çok düşük olduğuna inananlardanım.Gerçekten ağlayabilen çok az aktör/aktristvar bana göre.Ancak bu filmdeki ağlama sahneleri ve acı sahneleri süperdi.O denli inandırıcıydı ki bir yerden sonra durup hıçkırarak ağladım kızcağıza.Cidden.
Filmin konusu beni çok etkiledi açıkçası.Ben de üniversite sayesinde kendi başıma yaşama evrelerinde hep bunun başıma gelmesinden korkan bir kızdım.O açıdan bu film benim kabusumun perdeye yansıtılmış hali gibiydi.Ve biliyoruz ki bir çok kızcağızın da başına gelmiş/geliyor bile hatta şu anda.Düşüncesi bile tüyler ürpertici.

Konusunu ise şöyle kısaca açıklayacağım çünkü cidden üzücü.Katie model olmaya çalışan bir kızdır.Kendisi de çok güzel bir kız.Ancak ajansı ona daha güzel bir portfolyo oluşturması için daha güzel bir fotoğrafçı bulması gerektiğini söylerler.Ancak bu fotoğrafçılar oldukça pahalıdır ancak iş çıkışı bir gün Katie,şans bu ya,bir fotoğrafçının ücretsiz fotoğraf ilanını görür.Orayı arar ve gider.Üç kardeş olan Georgy,Ivan ve Nicholay ile tanışır.Fotoğrafını çekmek için soyunmasını ya da daha açık şekilde pozlar vermesini istemeleri üzerine Katie orayı terk eder.Ancak kardeşlerin en küçüğü olan Georgy,kıza aşık olur ve evine girer.Ona tecavüz eder ve kızın hoşlandığı çocuğu öldürür gözleri önünde.Sonra kardeşlerini arar ve onlar gelince kıza uyuşturucu verip onu bayıltırlar.Kız gözünü bir bodrum katında çırıl çıplak bir halde açar.

6 Ekim 2013 Pazar

The Purge


Yapım : 2013
Tür : Horror / Sci-Fi / Thriller
IMDb Puanı : 5,5
Queens Review : 10/10


 Aman tanrım!

Film harikaydı.Ama izlemesi tabi.Böyle bir şeyin gerçekleşme düşüncesi ise korkunç.Neymiş,arınmaymış,içindeki biriktirdiği stresi vs dışarı atmaymış.PEh! Arınma arkadaşım.Birini öldürecek kadar neye streslendin?! Kadın,çocuk,yaşlı,sakat,hamile vs.yi o 12 saat içerisinde vahşice öldürünce yılın geri kalan kısmında suç işlemiyorlarmış.Bak bak bak!
Zengin olan kilitlemiş kendini eve fakirler ise sokaklarda vahşice katlediliyorlar.İnsanlık dışı bu.Hele filmin sonunda radyo haberlerini dinlerken öldüm sinirden.
Bu yıl diğer zamanlardan daha fazla katılımcı olmuşmuş,yok efendim 200 mü 2000 küsürne kişi merkeze toplanıp hep beraber insan öldürmüşler.Radyo yayınını yapan kadın da "Ben bunu gibi bir şey görmedim." diyor gururla.Aman Allahım! Dünya bu hallere gelmeden,vahşiliğin legal olduğu zamanlara ulaşamadan ölmeyi nasip etsin Allah ne diyeyim...

Filmin konusunu eleştiri ve OMFG! şeklinde bağırmalarım olmadan anlatayım bir de.

The Purge,bizdeki adıyla 'Arınma Gecesi'  IMDb puanı 5,5.Bir çok filmden aşina olduğumuz iki oyuncu çarpıyor gözünüze ilk olarak.Baş karakterler James ve Mary Sandin'i canlandıran Ethan Hawke ve Lena Headey.Bunun yanısıra çok değişik bir senaryoya da sahip bu film,en azından ben daha önce böylesine bir konuyu işleyen herhangi bir gerilim filmi izlemedim.


Kısaca,yıl içerisinde bir gün akşam yediden sabah yediye,yani 12 saat boyunca devlet halkı serbest bırakıyor.Hastaneler,polisler,itfaiyeler,acil yardıma sahip devlete bağlı her yer kapanıyor.O 12 saat içerisine halk bir yıl boyunca biriktirdiği vahşiliğini dışarı özgürce vurabiliyor.Cinayet,hırsızlık,işkence vs vs hepsi serbest.O 12 saat içerisinde gerçekleştiyse eğer,yaptığınız herhangi bir suçtan dolayı yargılanmıyorsunuz.

Tabi bu seçenek zorunlu değil.Kimisi bu arınma gecesine katılmak istemiyor ve evine sırf bu güne özel güvenlik sistemi taktırıyor,kendisini ve ailesini eve kilitleyip güvenle bu geceyi geçirmek için dua ediyor.Tabi bu seçenek paranız varsa geçerli...